İlk pencere eski ve kadim şehrin üzerinde açıldı.
Gizemli bir sarsıntı, ardından gelen ışık huzmeleri büyük bir panik yarattı.
New York şehri üzerinden geçmekte olan bir yolcu uçağı.
Pencere ortaya çıktığında uçak mürettebatını ve yolcuları imkansız bir şey bekliyordu.
Paris'in üzerimnde beliren pencere, tüm dünyayı sarsan büyük bir şok dalgası yarattı.
İngiltere'nin başkentinde hiçbir şey önceki gün gibi olmayacaktı.
Birleşmiş Milletler Merkezi Nairobi'de bambaşka bir şeyin telaşı vardı.
Gökyüzünde ortaya çıkan tuhaf şey neydi?
Avustralya'da da panik kol geziyordu.
Uzak Doğu'da durum farklı değildi. Tüm dünyayı korku ve dehşet içinde bırakan pencerelerden biri de Hiroshima semalarında ortaya çıkmıştı.
Korku, insanlar arasında kol gezerken bir adam, gökyüzünde ortaya çıkan şeylerden korkmamayı öğretmeye çalışıyordu. İnsanlar adamın etrafında toplanmaya başlamıştı bile.
Dünya panik halindeyken bir adam, pencerelerin sırrını çözmek için en büyük silahı bilimi kullanmaya karar vermişti.
Dünyanın dört bir yanındaki büyük şehirlerin üzerinde gizemli pencereler gökyüzünde belirmeye başladığında, insanlık büyük bir şaşkınlık ve korkuya sürüklenir.
Başlangıçta sessiz görünürler — hatta büyüleyici bile sayılabilirler — ancak bilim insanları kısa sürede bu pencerelerin doğal bir fenomen olmadığını keşfeder.
Hükümetler olup biteni anlamaya çalışırken, küçük bir grup insan bu gizemli olayın arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmaya başlar. Her yeni keşif ise rahatsız edici bir ihtimali gündeme getirir: Pencereler rastgele açılıyor olmayabilir.
Bir şey — ya da biri — onları açıyor olabilir.
Ve insanlık, belki de şimdiye kadar karşılaştığı en büyük savaşın eşiğinde duruyor olabilir.
Offline Website Builder