The Man Who Belonged To No Time
Hiçbir Zamana Ait Olmayan Adam

Hiçbir zamana Ait Olmayan Adam, 1863 yılında Amerikan İç Savaşı sırasında Virginia ormanlarında aniden ortaya çıkan ve kim olduğunu ya da nereden geldiğini hatırlamayan Phil Toronoski’nin gizemli hikâyesini anlatır. Küçük Diggs kasabasının insanları onun varlığını anlamaya çalışırken, Phil modern bir şehir ve kendisi hakkında gerçeği biliyor gibi görünen bir adamla ilgili tuhaf rüyalar görmeye başlar. Bu görüntüler, Phil’in varlığının kendi zamanının çok ötesindeki olaylarla bağlantılı olabileceğini ima eder. Hikâye ilerledikçe anlatı yüzyıllar boyunca uzanır ve sonunda insanlığın yıkılmış bir dünyada hayatta kalmaya çalıştığı 2169 yılındaki harap olmuş geleceğe ulaşır. Bu gelecekte küçük hayatta kalan gruplar çorak topraklarda yolculuk ederken mağaraların karanlığında ortaya çıkan yeni tehlikelerle yüzleşmek zorunda kalır. Romanın özünde ise zamanın ve hafızanın kırılgan doğası ile insanlık tarihinin farklı dönemlerini birbirine bağlayan gizemli bağlantılar keşfedilir.

Dark Sci Fi and Horror Stories

1863
1863 İç Savaş

Amerikan İç Savaşı’nın kaosu içinde, Virginia ormanlarında imkânsız bir şey ortaya çıktı. Dumanın, silah seslerinin ve korkmuş askerlerin arasında Phil adında bir adam, ait olmadığı bir yerde belirdi—garip kıyafetler içindeydi, şaşkındı ve o zamana ait görünmeyen anıların ağırlığını taşıyordu. Nereden geldiğini kimse bilmiyordu ve Phil bile oraya nasıl geldiğini anlamakta zorlanıyordu. Ancak 1863 yılında ortaya çıktığı andan itibaren bir şey açıktı: onun hikâyesi tek bir zamana ait değildi ve zamanın kendisi insanların sandığından çok daha kırılgan olabilirdi.

Diggs
Diggs

Diggs, Virginia ormanlarının arasında saklanmış küçük ve sessiz bir kasabaydı. Ahşap evleri, tozlu yolları ve merkezinde yükselen mütevazı kilisesiyle herkesin birbirini tanıdığı, hayatın yavaş aktığı bir yerdi. Ancak İç Savaş kasabanın üzerine uzun bir gölge düşürmüş, askerleri, korkuyu ve belirsizliği bu sakin sokaklara taşımıştı. Phil’in ilk kez ortaya çıktığı yer de işte burasıydı—ve Diggs’in sessiz kasabası, kimsenin henüz anlayamadığı bir gizemin başlangıç noktası haline geldi.

Manhattan
Rüyalar

Phil her gece rüyalarında aynı yeri görüyordu: cam ve çelikten dev binalarla çevrili geniş bir cadde. Garip araçlar sokaklarda hızla ilerliyor, parlayan tabelalar şehri gündüz gibi aydınlatıyordu. Tüm bu manzaranın ortasında, 41. Cadde üzerindeki yüksek bir binada, orta katlarda bulunan bir ofis vardı ve Phil kendisini o yerle tuhaf bir şekilde bağlantılı hissediyordu. Nedenini bilmiyordu, fakat her uyandığında o görüntü zihninde hâlâ canlıydı—sanki o yer ona aitmiş gibi, her ne kadar 1863 dünyasının çok ötesinde bir zamana ait olsa da.

Dreams
Rüyalarındaki Yabancı

Phil rüyalarında sık sık aynı adamı, o yabancı ofiste kendisini beklerken görüyordu. Adam onunla sakin bir şekilde konuşuyor, sanki yıllardır birbirlerini tanıyorlarmış gibi Phil’in neredeyse hiç anlayamadığı şeyleri açıklamaya çalışıyordu. Zamandan, henüz gerçekleşmemiş olaylardan ve geleceği şekillendirecek seçimlerden söz ediyordu. Phil onun söylediklerinin hepsini asla net bir şekilde duyamıyordu, fakat her uyandığında aynı rahatsız edici duyguyla baş başa kalıyordu—bu adam onun hakkında bilmemesi gereken çok daha fazlasını biliyordu.

2169
Tozlu Gelecek

Uzak gelecekte, 2169 yılı, ilerlemenin değil hayatta kalmanın çağı haline gelmişti. İnsanların bir zamanlar bildiği dünya çökmüş, geriye uçsuz bucaksız çorak topraklar, yıkılmış şehirler ve gezegenin üzerinde dolaşan şiddetli fırtınalar kalmıştı. Hayatta kalan küçük insan grupları, su, barınak ve dünyada kalmış son güvenli yerleri bulabilmek için bu ıssız topraklarda yolculuk ediyordu. Bu sert yeni dünyada insanlık artık güç ya da toprak için savaşmıyordu—sadece hayatta kalabilmek için mücadele ediyordu.

Creatures
Kemirgenler

Çorak arazilerin dört bir yanına yayılmış mağaraların derinliklerinde ise dışarıdaki yıkılmış dünyadan çok daha korkutucu bir şey yaşamaya başlamıştı. Bu yaratıklar sıradan hayvanlar değildi. Bir zamanlar insandılar—yeni dünyanın acımasız koşullarında zamanla değişmiş, bedenleri yavaş yavaş mutasyona uğramış insanlardı. Yüzleri kemirgenleri andıracak şekilde bozulmuş, gözleri mağaraların karanlığına uyum sağlamış ve hareketleri hızlı, huzursuz edici bir hal almıştı. Bu tünellerin gölgelerinde sessizce bekliyor, mağaraları içeri girmeye cesaret eden herkes için hem bir sığınak hem de ölümcül bir tehlike haline getiriyorlardı.

AI Website Generator